25 Kasım 2013 Pazartesi

GÜCÜNÜZÜ KULLANIN VE HAYALLERİNİZİ GERÇEKLEŞTİRİN..


GÜCÜNÜZÜ KULLANIN VE HAYALLERİNİZİ GERÇEKLEŞTİRİN...







Hayallerinizi takip edin ve yaşayın.

Hayalleriniz gerçekleşmesi için ne gerekiyorsa yapın.

Hayalleriniz sizi hedeflerinize taşır.

Korkular ise ilerlemenizi engeller ve yolunuza inanılmaz engeller çıkarır.

Hedeflediğiniz hayalleriniz böylece suya düşer ve sürekli alta çekilirsiniz.

Sizi alta çeken engeller varsa, hızla yolunuzdan kaldırın.

O engellerin sizi tüketmelerine izin vermeyin.

Hayalleriniz küçük de olsa, büyük de olsa, onları gerçeğe dönüştürmeyi başarın.

Bir kez bu başarının tadına vardıktan sonra sizi hiç bir engelin durduramadığını göreceksiniz. Büyük, küçük gerçekleştirdiğiniz her hayalin başarasını kutlayın ve kendinizi bir başka hayalinizi gerçekleştirerek ödüllendirin...

Her hayal sihirli bir dünyadır.

Yaşamınızı gerçek sihirlerle doldurun.

Olumsuz düşünmeyin, olumsuzluklar hayallerinizi öldürür.

Pozitif yaşayın, pozitif kalın.

Sihirli hayallerinizi gerçekleştirmek için Tanrısal gücünüzü kullanın...

MEDİTASYON NEDEN GEREKLİDİR?


MEDİTASYON NEDEN GEREKLİDİR?



Ruhumuzun da huzura ve içsel gelişime ihtiyacı vardır.

Ruhumuz geliştikçe, içsel huzurumuz artar ve ruhsal boyut bağlantılarımız güçlenir.

Ruhumuz güçlendikçe içsel huzurumuz dinginleşir, gelişir.

Meditasyon ile doğa üstü gücümüzü çok daha fazla kullanır hale geliriz.

Beş duyu ötesini kullanırız... Huzuru, mutluluğu, dinginliği tadarız.

Kararlarımız daha olumlu olur.

Odaklanma gücümüz artar.

Konsantrasyonumuz çok daha güçlü ve hızlı olur.

Şiddetle düşünen, huzursuz olan zihnimizi hızla sakinleştirmeyi başarırız.

Yaşamımızdaki ruhsal, zihinsel, fiziksel tüm zorlukları kolaylıkla ve sakince aşmayı başarırız.

Yeteneklerimizin potansiyellerini tam olarak kullanmaya başlarız.

Hafızamız sürekli temizlenir, berraklaşır.

Bilinçaltımız gereksiz birikimlerden arınmayı öğrenir ve kabul eder.

Huzursuz ve uykusuz geceler ruhsal bozukluğa yol açan dengesiz düşünce ve korku birikintelirinden temizlenir ve uyku kalitemiz yükselir.

Meditasyon yaptığımız gün içinde dingin, huzurlu, mutlu, düzgün karar verebilen ve hızla konulara konsantre olabilen biri haline geliriz.

Meditasyon burada sıralayamadığım bir çok faydası ile zihin, beden ve ruh üçlüsünün sihirli şifacısıdır...

KENDİMİNİZİ VE DÜNYAYI ŞİFALANDIRMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?


KENDİMİNİZİ VE DÜNYAYI ŞİFALANDIRMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Yaratılmış her canlının en temel ihtiyacı sevgidir. Tüm canlılar sevildiğini hissetmek bilmek ister.

Sevildiğimizi bilmek yaşamımızı şekillendirir, yaşamımıza yön verir ve bunun yanı sıra da özgür olduğumuzu bilmek, hissetmek yaşamımızı daha da olumlu yönde şekillendirmeye yol açar. Kısıtlanmak, hiç bir canlının arzu ettiği bir şey değildir. Bir bitki bile kısıtlı alanda köklerini istediği gibi yayamaz ve zaman içinde ölür, tıpkı diğer yaratılmış canlılar gibi...
Bu nedenle tüm canlılar özgürlüğünü elde etmek ya da elde tutmak için çaba verirler.
Örneğin korkularımızdan özgürleşmek ve kendimizi güvende hissetmek için tüm canlılar bir çok teknik geliştiriler.
Tüm canlılar olarak güvenliğimizi sağlamak için acı deneyimler de yaşarız. Oysa fiziksel yanımızı güven altına alsak da ruhsal yanımızı asla korkularımızdan özgürleştiremeyiz. Bilinç altımız geçmiş deneyimlerimizden dolayı bu korkulardan arınamaz.
Bir çok insan bu dönemde spirütüellik yolunda ilerlemektedir. Tüm dünya canlıları bu değişime ayak uydurmaya ve kendini daha üst boyutlara taşımaya çalışıyor. Tüm yaratılmış canlılar, doğa, toprak ana hava, su ve insanlar, dünyamız bu yeni enerjilere uyumlanmak için bilinçli ya da bilinçsiz geçiş evresindeler. Bu geçiş evresini hızlandırmak için egolarımızdan kurtulmayı denersek, az da olsa ruhsal korkularımızı da alt etmiş oluruz ve üst boyutlara geçişimizi hızlandırırız.Bu geçişte de bize en çok zarar veren unsur egomuzdur.
Dediğim gibi ego bizlere en çok zarar veren unsurdur. Ego, tüm canlıların ruhsal korkularını çoğaltarak fiziksel travmalar geçirmesine neden olur. O yüzden ilk arınmamız gereken egodur. Spirütüel yükselme yolunda ruhsal ve fiziksel açıdan kurtulmanın tek yolu egodan arınmak, koşulsuz sevmek, yargılamadan sevmektir. Bunu başarırsak ancak o zaman dünyayı ve kendimizi şifalandırabiliriz. Tüm insanlar, önce kendi ışığınızı yükseltmelisiniz ve sonra dünyanın ışığı yükselecektir. Tüm evren, siz ve dünya şifalanacaktır.
Spirütüel yolunuz açık olsun.
Sevgiler ...
Yazan Aksu Büyükatlı

22 Ekim 2013 Salı

FIKRA ::::::: TATLI ROMANTİK.....

ÇOK GÜZEL.....
Osman amcanın hanımı, dayak yiyip memleketteki anasının yanına gitmiş..
Cep telefonuyla yaptığı çağırmalarına cevap alamayan Osman amcanın; çamaşır, bulaşık, yemek, temizlik ve çocuklarla uğraşmaktan takadı tükenmiş.
Osman amca kadınını telefonla bir daha aramış... ancak anasının yanından koca evine dönmek istemeyen kadın, telefona cevap bile vermemiş.
Bunun üzerine Osman amca mesaj atmaya kara
r vermiştir. Ve mesajdan bir saat sonra evin kadını kapıda belirmiş.
İşte o mesaj;

Kadınım bu sağa son mesajım.
Bebelerinen evde oturup ağlarım.
Çamaşır, bulaşık tarih yaptı.
Kadınım ben bu işlerden ne ağnarım.
Bi tokat salladım değmedi bile, La bok mu var babağan evinde.
Ula ne bilinmez bir avradmışsın, Bebelerinen beni Mevlam gayırsın.
Arkadaşın Hatçe yan yan bakıyo.
Üzelme Osman abi deyiveriyo, Bebelerin başını okşayaraktan, Kendi düşen ağlamaz deyip gülüveriyo.
Bugün geliverdi zabahın köründe, Vallaha, yalnız bi gecelik vardı zillinin üzerinde.
Bulaşığa daldı, çamaşırı yıkadı, La kadınım bak göğnüm çok daraldı.
Bebeleri banyoya sokup yıkayıveedi.
Osman abi sende gir, keseleyim diyiveedi.
Ben de buğün olmaz yarın diyiveedim, La kadınım sağa bir şans daha veedim.
Zabaha kadar geliyosan gel eve, Vallahi gelmezsen böyük tehlike.
Hatçe bekliyoo elinde kese, Vallah keseynen kalsa keşke..:)))
---------------------TATLI ROMANTİK-----------------------------------

29 Ağustos 2013 Perşembe

HÜKÜM VERMEDEN ÖNCE; BEKLE VE GÖR:::::::



  • HÜKÜM VERMEDEN ÖNCE; BEKLE VE GÖR


  • Öykü ünlü Cin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geçer...
  • Lao Tzu bu öyküyü çok sever,anlatırmış. Köyün birinde çok fakir yaşlı bir adam varmış...
  • Ama kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz ati varmış ki, Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış...

  • "Bu at, bir at değil benim için...
  • Bir dost... İnsan dostunu satar mi" dermiş hep...
  • Bir sabah kalkmışlar ki,at yok...
  • Köylü ihtiyarin başına toplanmış...
  • "Seni ihtiyar bunak. Bu ati sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var,ne de atin" demişler...
  • İhtiyar:
  • "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atimin kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mi, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez..."

  • Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine...
  • Dönerken de, vadideki 12 vahşi ati pesine takip getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyardan özür dilemişler.
  • "Babalık" demişler" Sen hakli çıktın.Atinin kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, simdi bir at sürün var..."

  • "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar...
  • Sadece atin geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"

  • Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...
  • Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarin tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kirmiş. Evin geçimini temin eden oğul simdi uzun zaman yatakta kalacakmış.

  • Köylüler gene gelmişler ihtiyara...
  • "Bir kez daha hakli çıktın" demişler.
  • "Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Simdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler...

  • İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.
  • "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kirdi. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez...

  • Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarin kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savasın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.

  • Köylüler, gene ihtiyara gelmişler...
  • "Gene hakli olduğun kanıtlandı" demişler.
  • "Oğlunun bacağı kırık,ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.."

  • "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar... Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor. "

  • Lao Tzu, öyküsünü su nasihatle tamamlarmış, etrafına anlattığında:

  • "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatin küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklin durması halidir. Karar verdiniz mi, akil düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akil insani daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insani huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi baslar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

24 Ağustos 2013 Cumartesi

GÖKSEL ENERJİLER :::::::



  • Tekrar merhaba sevgili okurlarım. Şimdi hepiniz ya da bir çoğunuz merak ediyorsunuz. Peki, titreşimlerimiz yükseldi boyut atladık da ne oldu yada neler olacak?
  • Sizlere bu konuda elimden geldiğince bilgi vererek aydınlatmak istiyorum. Öncelikle içsel rehberliğinize sahip çıkacak ve güveneceksiniz, gelecek için endişe ve korkularınızdan arınarak huzur içinde olacaksınız. Sürekli dram yaratmaktan vazgeçip daha huzurlu bir yaşam deneyimleyeceksiniz. Her şeyin yolunda gittiğini hissedeceksiniz. Bedeninize, ruhunuza ve zihninize artık eziyet etmeden yaşamayı öğreneceksiniz. Yaşamınıza yön veren uygunsuz enerjilerden kurtulacak ve özgürleşeceksiniz. Başınıza gelen her güzel şeyi kutlamayı bileceksiniz.

  • Daha fazla meditasyon yaparak ruhunuzla zaman geçirin. Yüksek benliğinizle birleşin, sorunlarınızın çözümünü yüksek benliğinize ve ruhunuza sorarak çözümleyeceksiniz. Ruhunuza, "Bu konuda neyi bilmemi istiyorsun?" diye sormanız yeterlidir. O, sizinle konuşarak sizin için en doğru çözümü sunacaktır.

  • en önemliside artık negatif enerjiler aramızdan ayıklanacaktır.
  • sevgiler :::::::
  • göksel enerjiler :::::::::

KOLLEKTİF BİLİNÇ :::::::


  • Gelecek günlerde yavaş, yavaş kollektif bilince dönüş başlıyor. Şu aralar yıldızların farklı dizilimleri gökyüzündeki kapılarını açarak dünyamıza bizim için değişim enerjileri yağacaktır. Sizler de bu değişiklikleri görecek ve hissedeceksiniz. Olumlu, pozitif, sevgi ve ışık dolu olun. Negatiflikten uzak durun ki, bu enerjiler sizin yüksek boyutlara taşınmanıza yardımcı olsun. 

  • Sevgiler :